BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Anasayfa / Adım Adım Anılar / Barcelona – Bir Şehirden Daha Fazlası (İlk 3 Gün)

Barcelona – Bir Şehirden Daha Fazlası (İlk 3 Gün)

Bir şehri seçelim ve doyasıya gezip , o şehrin tadını çıkaralım dedik ve Barcelona’ yı seçtik. Şimdi diyorum ki çok doğru bir karar vermişiz. Tabiki de tüm dünyayı gezmedim ama gittiğim yerler içinde en çok beğendiğim yerin İspanya- Barcelona olduğunu söyleyebilirim. Belki Gaudi’nin Barcelona ‘ya kattığı renkten belki de aralık ayında gittiğim halde sıcacık olan havasından sevdim bu şehri bilmiyorum ama kesinlikle bir daha bir daha gitmek isteyeceğim bir şehir Barcelona tam olarak 6 gün kaldığım halde bu süre bana tam olarak yetti diyemiyorum. Görmedik yer bırakmamaya rağmen insanın gidesi gelmiyor burdan.

1. GÜN

Uzun zamandır planladığımız gezimize başlamıştık. Polonya ‘dan aldığımız bilet ile Barcelona El Prat havaalanına geldik. Gece 11 -12 gibiydi ve sanırım son şehir içine giden metroya yetişebilmiştik. Uzun süre kalacaksanız duraklarda bulunan makinelerden t10 biletinizi alıp çoklu binişinizi sağlayabilirsiniz. Bizim bazen tek bileti 3 kişi kullandığımız bile oldu. Turnikelerden aynı anda rahat bir şekilde geçebilirsiniz.Biz abartıp çantalarla da geçebildik. Görevlilere dikkat gerisi önemli değil. Zaten gezi de biraz olsun bu tür sahtekarlıklar yapmak için değil midir 😀 Hostele ulaşmamız çok rahat oldu. Ole Hostel ‘de konaklıyorduk ve Sagrada Familia’nın çok yakınındaydı. Tahmin edersiniz ki çok yakınlarında metro durağı var. Barcelona’ya gelir gelmez gördüğümüz ilk yerin Sagrada Familia olmasını yadırgamadık değil. İnsan başlarda sanki bir yerleri bulmak için çok zorlanacakmış gibi hissediyor. Fakat sonradan yolculuğa başladığında öyle olmadığını farkediyor.

triomf kemeriBiz ilk gün küçük çaplı Barcelona turu yapalım diye çıktığımız hostelimize çoğu yeri görerek dönmeyi başardık. Hostelimizin konumundan dolayı çoğu yere yakındık. Hostelimizden çıkıp yürümeye başladık ve bir süre sonra Arc de Triomf (Triomf Kemeri ) ile karşılaştık. Triomf Kemeri Barselona Evrensel Sergisi için yapılmış ve Ciutadella Parkı’nın (Parc de la Ciutadella) girişinde bulunmakta. Biz parkı gezmeyi başka bir güne ayırdığımız için güzel Triomf Kemerini görüp fotoğraflarımızı çekinip gezmemize Barselona’nın önemli caddelerinden olan La Rambla üzerinden devam ediyoruz. Bir çok yere bu yoldan gidilebiliyor biz kayboldukça La Ramblaya çıkmaya çalışıp oradan yolumuza devam ederdik 😀 Yürürken eğer ki dikkat ederseniz küçük bir kapıdan kocaman bir meydana çıkabilirsiniz. Evet orası Placa Reial. Burası 4 tarafı da çevrilmiş kocaman bir meydan. İçinde kafeler, restaurantlar, palmiyeler ve Gaudi’nin tasarımı olan 2 tane sokak lambası görmek mümkün. Bizim gittiğimiz zaman antikacılar vardı ve her standda birbirinden farklı paralar, fotoğraflar , pullar aklınıza başka ne gelirse bulmak mümkündü. Ve ortasında da güzel bir havuz bulundurmakta. Yine La Rambla üzerinden yürüyüşümüze devam ediyoruz ve sonunda bulunan Colomb Heykeline (Monumento a Cristoforo Colombo ) varıyoruz. Her ne kadar sisli bir günde inşa edildiği için yanlış yönü gösterse de heykelin görkemi bu ayrıntıyı göz ardı ettiriyor. Afrika’yı işaret eden (:D ) Colomb Heykelimizden yürüdükten sonra Port Vell’e ulaşıyoruz. Denizcilik Müzesi, Barselona Akvaryumu, Katalonya Tarih Müzesi ve bir de büyük bir alışveriş merkezi bulunmakta burada. Yorulduysanız liman manzaralı kahvecinizde kahvenizi yudumlayıp, manzarayı izleyip dinlenmeniz mümkün. Yeni durağımız  Plaça de Catalunya.

Kısa bir yürüyüşten sonra Barselona’nın en işlek meydanı Passeig de Gracia , La Rambla gibi önemli caddelerin merkezinde bulunmakta. Çeşmeleri ve heykelleri ile meşhur olan meydan oval bir tapasyapıda ve ağaçlarla çevrili ve bu durum ziyaretçilerine trafikten uzak rahat bir gezinti sağlamakta.Senenin hangi döneminde gittiğinize bağlı olarak farklı etkinlikler ile karşılaşmanız mümkün burada. Biz aralıkta gittiğimiz için yılbaşı etkinlikleri vardı. Buradaki etkinliklerde biraz vakit geçirdikten sonra meydanın kuzeybatısında bulunan Passeig de Gracia caddesine doğru yürümeye başladık. Bu cadde La Rambla caddesine göre daha sosyetik 😀 Etrafınızda şık mağazalar ,moda evleri ve binalar görebilirsiniz ki Barselona’nın en önemli binalarından 2si de burada bulunuyor. Canım Gaudi’nin inşa ettiği Casa Mila (La Pedrera) ve Casa Batllo bu cadde üzerinde yer almaktadır. Casa Milla 2 farklı avluya sahip ve böylece binanın her tarafı güneş ışığından faydalanabilmekte. En dikkat çekici yeri çatısı olan binanın yanlış hatırlamıyorsam 20 Euro gibi bir giriş ücreti bulunuyor. Casa Mila’ya göre daha çok sevdiğim bina Casa Batllo çok yakınında. Gaudi gerçekten yapmış yapacağını. O olmasa Barselona ne olurmuş düşünemiyorum. Çatısında bulunan renkli sürüngen heykeli, balkonlarındaki ince yapıların kemiğe benzediği ve binanın içinin ayrı bir dünyaya açıldığı bu yapı mutlaka görülmeli. Tabi bu kadar yürüyüşten sonra dinlenmek için bir yerlere oturduk ve Barselona’nın meşhur tapaslarından denedik. Bence çoğu insan tapası yemek sanıyor bence sanmalı 😀 Biz öyle sandık ve meğersem minik atıştırmalıklarmış. Mutlaka deneyin çeşit çeşit tat tat insan ne yiyeceğini seçemiyor ve tatları cidden güzel.

 

2. GÜN

Gezimizin ikinci gününe Barselona’nın Gotik sokaklarında (Barri Gothic) bir yürüyüş turuna katıldık. Buluşma yerimiz olan heybetli binamız Barselona Katedralinde bu gotik tarzı çok iyi görebilmekteyiz. Yine içine girmek için para veriliyordu ve biz girmedik, giremedik 😀 Önünde büyükçe bir Christmas Market bulunuyordu. Eğer yılın o zamanları giderseniz o kalabalığın içine karışaPlaca España rak mutlaka gezin. Gelelim Gotik sokaklara. Daracık sokaklarına rağmen İçinde çeşit çeşit restrorantlar,barlar,kafeler ,çeşitli alışveriş mağazaları barındıran farklı ev yapılarına sahip sanat dolu ayrı bir dünya. Adeta açık hava müzesi. Hediyelik eşya alışverişinizi burdan yapıp yorulunca İspanya’ya özgü yemeği olan Parella yiyip yanına Sangria içebilirsiniz. Gezimiz bitiş noktası da meşhur yengeç heykelimizin bulunduğu La Barceloneta plajımız. Aralık olmasına rağmen denize girenler, güneşlenenler, oturup kitabını okuyan, sporunu yapan insanlarla doluydu plaj. Polonya’nın soğuğunda güneşe olan özlemimizden sonra burda biraz fazla vakit geçirmiş olabiliriz. Hatta yetmeyip ertesi gün güneş doğuşuna yetişip sahilde kahvaltı yapmaya karar verdik ve uykusuzluğa, yorgunluğa rağmen bunu yaptık Bir sonraki durağımız Parc de Montjuic olacaktı. Buraya giden telefeSangriarik gördük güzel ve rahat olur düşüncesiyle fiyatını öğrenip binelim dedik. Tabi ki binemedik. O kadar pahalıydı ki ücreti duyar duymaz kafamdan silip atışım nasılsa herkes teleferik kullanmıyor dimi canım hadi metro / otobüs durağına 😀 Burası o kadar büyük o kadar kapsamlı bir tepe ki gez gez bitmiyor. Katalan Sanat Müzesi (Museu Nacional d’Art de Catalunya /MNAC) , 1992 Barcelona olimpiyatlarının yapıldığı Anella Olimpica, Montjuic Kalesi ve bir sürü güzel park alanı. Öncelikle Montjuic Kalesi saat 18.00 de kapanmakta bunu söyleyeyim. Biz bilmiyorduk ve parkı gezip güneş batımını Olimpiyat kısmında yapıp kaleye öyle gittik. Fakat kapanmıştı. Olsun dışarıdan bile o kadar heybetli bir yapısı var ki o bile yetiyor insana. Museu Nacional d’Art de Catalunya dış mimarisi oraya giderken yürüdüğünüz yol, ve eşsiz Placa España manzarasıyla sizde güzel bir iz bırakmayı sağlıyor. O manzarayı gördükten sonra Placa España’ya gidilmezse olmaz tabi. Özellikle akşam gidilmesini öneriyorum çünkü ışıklandırmalar ve o hareketlilik cidden kendinizi çok iyi hissettiriyor.Şehrin en büyük meydanı olan Placa España müze, alışveriş merkezi, kafe, restorant barındırıyor. Bütün gün gezip yorulduktan sonra dinlenmek için gelinecek en doğru yerlerden biri.

3. GÜN

WhatsApp Image 2016-10-01 at 00.23.483. Günümüzde dediğim gibi güne Barcolaneta plajında kahvaltımızdan sonra artık sıra gelmişti Park Güelli görmeye. Geldik Barselona’nın en renkli yerine. İnanılmaz güzel bu park insanı alıp başka yerlere götürüyor. Sokak sanatçıları sayesinde ispanyol gitarının o güzel ezgilerini dinleyip, parkta yürüyüş yapmak o kadar güzel ki. Gaudi diyorum yine yapmış yapacağını. İlk başta toplu konut olarak düşünmüş burayı Gaudi ve bunun için parkın girişindeki o güzel iki masal evi gibi evi yapmış. Fakat satılmamış sonrada parka dönüşmüş burası. Hem o evlerin nasıl satılmadığına üzülüp hemde buranın parka dönüşmüş olmasına seviniyorum. Belki de hiç gezemeyecektik kim bilir… Burdaki mozaik yapıdaki eserler dikkat çekici olanlardan sadece biri. İçinde Gaudi Müzesi de bulunan park bizim en eğlendiğimiz yerlerdendir. Tepeye çıktığınızda çok güzel bir Barcelona manzarası sizi karşılıyor. Mutlaka gidin ve sokak sanatçıları ile bu parkı gezin ve rahat bir ayakkabı giymeyi ihmal etmeyin Parktan sonra bir Nou Camp Stadyumunu da görelim dedik hazır gelmişken. Açıkcası Park Güellden sonra beni açmadı. Müzesini gezip, hediye alıp, bir kaç da fotoğraf çekindikten sonra günün bitmesine üzülüp hostelimize döndük. Bu arada hostelimiz gerçekten çok iyiydi. Çalışanları her sorunuza cevap verip size gezi planınızda yardım ediyor. Muhabbet edip odanızdaki insanlar hakkında dedikodu yapabiliyorsunuz. 😀 bizim odamızda italyan bir teyze vardı ve 5 günümüz sadece merhabalaşarak geçti bu durumu söylediğimizde onların da kadını merak ettiğini öğrendik fakat pek de bişi öğrenemedik 😀

 

Park Güell

Hakkında begül güner

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir