BIGtheme.net http://bigtheme.net/ecommerce/opencart OpenCart Templates
Anasayfa / Adım Adım Anılar / 10 Saatte Helsinki Turu – Helsinki Gezilecek Yerler

10 Saatte Helsinki Turu – Helsinki Gezilecek Yerler

Helsinki’ye Nasıl Gidilir?

2017 Yazının Ağustos ayında ailemle çıktığımız Baltık Ülkeleri turunda son durağımız Estonya’nın başkenti Tallinn’di. Tallinn’e 3 gün ayırmıştık ve ilk gün Tallinn’in görülmesi gereken çoğu yerini gezip gördük. Kaldığımız eve döndüğümüzde annemle birlikte okuduğumuz bir yazıda Tallinn’den Helsinki’ye günde 3-4 adet feribot seferi olduğunu gördük. Tabi ki Helsinki’den de Tallinn’e aynı şekilde. Sıra bir İskandinavya ülkesine adım atmakta ve Helsinki gezilecek yerler konusunda fikir sahibi olmaktaydı. Aynı gün annem, babam ve ben için 3 adet saat 12.00 Tallinn – Helsinki ve 22.00 Helsinki – Tallinn olacak şekilde gidiş dönüş biletlerimizi aldım. Eğer ki sizin de böyle bir planınız varsa https://www.directferries.com.tr/helsinki_tallinn_feribotu.htm adresinden bu biletleri kolaylıkla temin edebilirsiniz.

Tallinn - Helsinki Vapur
Tallinn – Helsinki Vapurundan Manzaramız

Biz Tallinn – Helsinki ve Helsinki – Tallinn rotalarının her ikisinde de Tallink adlı firmayı kullandık. Yolculuk son derece konforluydu, feribot bir cruise gemisini aratmıyordu. (Tabi daha önce hiç Cruise gemisinden inmediğim için bu konforları arıyorum ister istemez. Cruise’da doğurmuş annem beni.) Eğer ki adam akıllı bir montaj aşamasından geçirmeye üşenmeyip, rezalet olan bir videoyu bir nebze güzelleştirebilirsek, feribotun içerisinde çektiğim ve izlediğinizde “beterin de beteri varmış” diyebileceğiniz düzeydeki o videoyu da sizlerle paylaşırız.



Helsinki Gezilecek Yerler – Helsinki Kısa Şehir Turu

Gelelim yazımızın özüne. 10 Saatte Helsinki’de ne yapılır? Helsinki’nin 10 saatlik bir şehir olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Aslında hiç bir yerin  10 saatlik olduğunu düşünmüyorum. Her yerde en az 1 gece kalınıp gündüzü gecesi görülmeli, mümkünse 1 hafta her şehirde yaşayıp oranın insanı gibi olmalı bana kalırsa. Ama tabi ki eldeki imkanlar her zaman buna el vermeyebiliyor ve 10 saat içinde de mutlu olabileceğiniz kadar olmaya çalışıyorsunuz. Ki bence biz bu işi ailemle çok iyi başardık. Gezmeyi seven bir aileye sahip olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Öncelikle vapurdan indikten sonra şehir merkezine doğru yürümeye başladık ve limana çok yakın olan Market Square adı verilen pazar yerine denk geldik. Çok çok abartılacak ve güzel bir şey gördün mü derseniz, diğer tüm şehirlerdeki hediyelik eşya ve bir kaç farklı çeşit meyve satılan pazarlardan pek de bir farkı yok. “Tallinn’den gelen turistleri henüz şehre inmeden burada bir parça kendimize kilitleyelim.” ruh haliyle inşa edilen bir bölge olduğunu düşünüyorum. Fiyatlar da marketlerdekinden falan pahalı genel olarak.

Şehir Turuna Başladık

Helsinki’yi bu kadar kısa sürede gezmek zorunda kalan bir aileyi en mutlu edecek olaylardan birisi de sanırım şehirde görülmesi gereken bir çok yapının, caddenin, parkın ve bahçenin birbirine son derece yakın konumlanmış olmasıdır. Neredeyse tüm önemli yapılar limana yakın. Bu sebeple bir çok yeri çok kısa bir süre içerisinde gezebildik.

Market Square’den ayrılır ayrılmaz en çok merak ettiğimiz yerlerden birisi olan Temppeliaukio Church yani Kaya Kilise’ye doğru yola çıktık. Tabi ki Tallinn’e gelene kadar bir çok kilise gördük,
bir çoğunun içine girdik falan ama bu aralarındaki en ilginçlerden bir tanesiydi. Kayanın içine yapılmış olan bu kilise kayanın bittiği yerde cam bir yapıya bürünüyor ve çatısında da altın yaldızlı büyükçe bir daire var. Şimdiye kadar gördüğüm en değişik kilise bu olabilir, ki girdiğimizde içeride bir piyano konseri vardı bu yüzden de kendimi oldukça şanslı hissediyorum.

Kaya Kilise – Temppleliakuo

Kaya Kilise’den çıktıktan sonra Helsinki’nin en ünlü yeri Senato Meydanı’na geldik. Burada oldukça fazla vakit geçirdik. Göztepe Hentbol Takımı ile karşılaştık, maça gelmişler. Sonucu ne oldu bilmiyorum, bilen varsa yorumları yeşillendirsin lütfen 🙂 Senato Meydanı gerçekten de çok farklı bir atmosfere sahip. Çevresini eski binaların kapladığı kocaman bir boşluk. Devasa merdivenler ve bir adet katedral. Katedral yapı olarak yine diğer şehirlerde gördüklerimden farklı. Uzunca bir kubbesi var ve bu çok güzel bir görünüm vermiş. Ancak içine girdiğinizde adeta bir boşlukla karşılaşıyorsunuz. Hiç bir şey yok. O kadar gotik ve barok kiliseden sonra bu katedral pek de bir etkilemedi açıkçası beni.

Uzpenski Katedrali
Uzpenski Katedrali
Senato Meydanı
Senato Meydanı

Senato Meydanı’ndan ayrıldıktan sonra Uspenski Kilisesi’ne doğru yola çıktık. Masallardan fırlamış gibi görünen bu kilisede bir Afgan arkadaşın fotoğrafını çekerken ettiğimiz iki kelam sohbette dedesinin Türk olduğunu öğrendim. Şaşırdım mı? Hayır. Ama aynı kilisede yine fotoğraf çekerken annemin aldığı hediyelik eşyaları unuttuk. Kiliseden ayrıldıktan bir 45 dakika sonra aklımıza geldiler ve koşar adım kiliseye doğru tekrar gittiğimizde bıraktığımız yerde bulduk. Türkiye’de olsaydı ne olurdu diye düşünüyorum da; ya çoktan çalınmış olurdu ya da çevresinde bir güvenlik şeridiyle karşılaşırdık muhtemelen. Topa tutmayın tamam, ülkemi seviyorum ama bunlar da gerçekleri ne yazık ki.

Tallinn’e Dönüş – 10 Saat’in Sonu

Bu kadar gezinip yürüdükten sonra gerçekten yorulmuştuk, oturup bir kahve içelim dedik. Kahvelerimizi içtikten sonra yine şehrin ünlü caddelerinden birisinde yürüyüş yapmak için kalktık. Saat de artık akşam 8’i bulmuştu. Limana yaklaşık 6 km kadar uzaklıktaydık ve yürüyerek dönmeliydik. Çünkü şehirdeki toplu taşımaya dair bir şey bilmiyorduk ve bir miktar da öğrenmeye üşenmiş olabiliriz. Ayrıca yeni geldiğin bir şehri yürüyerek gezmek gibisi de yok bence. Şehrin hiç bir detayını kaçırmıyorsunuz. Tavsiye ederim tüm toplu taşımacı arkadaşlara 🙂 Ama tabi akşam saat 10’da feribotu olan insanlar için saat 8’de yürümeye başlamak büyük bir riskti. Tabi ki bu risk sonucunda ulaşmamız pek de kolay olmadı limana. Limana geldiğimizde saat 9.50 falandı. Ve ilk liman sanarak gittiğimiz binadan kimse çıkmayınca birilerine sorduk ve yaklaşık 200 300 metre uzaktaki asıl binaya da 5 dakika gibi bir sürede ulaşıp gemimize bindik. Çok benzer bir gemiyle yine son derece konforlu bir şekilde uyuya uyuya Tallinn’e ulaştık ve ikinci gecemiz için ayarladığımız hostele geldik.

Sonuç olarak, Helsinki 10 saate sığdırılmaması gereken, ama eldeki imkanlar buna elveriyorsa bile kesinlikle gidilmesi gereken bir şehir. İskandinavya’nın ruhunu, düzenini, modernliğini ve refah seviyesini yaşayabilmiş olmak için bile Helsinki’ye gidilir. Yolunuz oralara düşerse mutlaka ve mutlaka bu seyahatinizi gerçekleştirin. Ayrıca bizim uğrayamadığımız Suomenlinna Adası’nı ve Kamppi Şapel’ini de mutlaka ziyaret ediniz.

Yolda Kalın.

Çünkü Hayat Yolda 🙂

Belki De Bunu Aramışsınızdır ?

Keyfinizi Yerine Getirecek 5 Sonbahar Yürüyüş Rotası

Karagöl Tabiat Parkı (Çubuk, Ankara)   Yaz sıcakları bitti. Kışa girdik sayılır ama Karagöl Tabiat ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir